Değişim

Bu blog olayı bazen garip geliyo şahsıma.. Ben fena halde kalem kağıda alışmış bi kişiliğim. Onlarca defterim var, bazılarında neler yazdığını ben bile unuttum. Hatta bazılarının ilk sayfalarına tarih, numara falan yazmışım ki olası bi amnezya atağına karşı hazırlıklı olayım

Kağıdın, kitabın kokusunu severim aslında. Yeni kitap kokusu vardır ya hani.. Annemin yemeklerinin kokusuna tercih edebilirim. (Annem burayı okumuyo ne de olsa savur ya kulum!!)

Neyse çok laga luga yaptık, konuya gelelim.

Değişim güzel mi değil mi? Karar . . . → DEVAMI: Değişim

Sıkı-lıyorum!

Bugün nasıl olduysa bayağa sakin bi iş günü olma yolunda ilerliyor. (Bunu günün ortasında yazdığım için bendeki şansla öğleden sonra burnumu kaldıramam işten allah bilir)

Nedendir bilinmez son bir iki haftadır gereksiz bir dertlenme, sıkılma furyası hakim bana. Olur olmadık şeyleri dert edinip sonra da ne kadar yapıldıklarını ve çözüldüklerini gördükten sonra “ulan kendime durduk yere dert ediniyorum” diye dertleniyorum. Gerizekalı bi kısırdöngüye girdim yani. Olduramıyorum! Haftasonu Mamma Mia filminin müziklerini dinlemem ile birlikte garip bir rahatlama geldi ve . . . → DEVAMI: Sıkı-lıyorum!

Yalanlar..

İkinci yazımı, çok sevdiğim iki dizi üzerine yazmaya karar veriyorum, verdim..

İlki, Lie to Me. Başrolde rezervuar köpeklerinden, the incredible hulk ve daha nice (benim izlemediğim o yüzden örnek olarak değinmeyeceğim) filmden tanıdğımız Tim Roth oynamakta. Oynamakta derken, bayağa bildiğin döktürmekte orası ayrı!

İkinci dizi; şimdiye kadar bilmiyorsanız ve izlemiyorsanız kocaman bir “yuh!” ile karşılanmaya şaşırmamanız gereken House MD. Başrolde, harikalar yaratıp sonra da, “babuş ben geçen sezon coşmuştum ya hani, onlar aslında ısınma turlarıydı!” diyerek kendini yeni . . . → DEVAMI: Yalanlar..

Geçmişin gölgeleri arasında bir Gelecek

Aslında bu yazı yeni değil.. (okuyunca bu lafın ne kadar ironik olduğunu anlayacaksınız) ama bu aralar kafama takıla takıla bi hal oldu.. Dönüp dönüp bu yazı aklıma geldi. Son bikaç gündür blog’umdaki ilk yazım ne olsa diye sinirlerimi tırmaladım ama en iyi seçimi buldum hakkaten. Afiyetle okuyunuz

Yaşanmamış geçmişlerin gölgesindedir gelecek. Yaşanmayanlar, yaşanamayanlar çizer yaşanacakların rotasını.

Yaşanamayanlara duyulan özlem ve onların hayallerde ilk oluşturulduğu anda filizlenen umutlar, gerek gözyaşları gerek mutlu gülümsemeler ile sulanarak kolaylıkla söküp atılamayacak . . . → DEVAMI: Geçmişin gölgeleri arasında bir Gelecek