123

Aşktan Öte, Müzikten Irak..

Öncelikle herhangi başka bir şey söylemeden şunu belirtmeliyim.. Bu şarkı güzide ülkemde müzik anlayışının ne kadar çarpık bir şekilde ilerleyebildiğinin bir göstergesi olmuştur! Malesef! Malesef diyorum çünkü aslında neler neler hakediyor bu şarkı bence..

Gelin bunu size tarihsel şekilde kanıtlayayım..

Demir Demirkan 2008 yazında bir albüm çıkardı. Adı “Yolun Yarısı” idi. Buyrun albüm kapağı sağınızda.

Albümün içeriğine baktığımızda ne görüyoruz? Aşktan Öte adlı parça bu albümdeymiş! Bakın şarkının sözlerine buyurun;

Düşelim cennetten yeryüzü oyununa Danalım sarhoşken şu aşkın . . . → DEVAMI: Aşktan Öte, Müzikten Irak..

Ayılmak ve Ayırt etmek..

Çocuğun sorusu aslında kulağa kolay geliyordu. Fakat soruyu sormak cevaplamaktan daha kolaydı her zaman için. Soran zaten işin en kolay tarafını halletmiş gibi gelirdi cevap verene. Aklına gelmesi yetmiş diye düşünürdü cevap veren taraf her seferinde. Şimdi işin gücün yoksa düşün..

Tekrar düşündü. Soru gerçekten çok kolay gözüküyordu. Soru bölümü kısaydı çünkü. Önemli olan öncesini, mantığını açıklamaktı. O işi de müthiş bir basitlikte başarmıştı çocuk. Masum, basit ve kirlenmemiş bir mantıktı sorunun ardındaki. Cevap işlemini bu kadar zorlaştıran . . . → DEVAMI: Ayılmak ve Ayırt etmek..

Kahve, Sigara ve Tahmin oyunu..

Gözleri koyu bir karanlığın parlaklılığına sahipti daha henüz köşeyi dönerken. Parlaklığı görmek için karanlığa alışmanız gereken türden. Daha önce hiç iyi bir şeye işaret olmamıştı bu. Masaya oturur oturmaz çantasından sigara pakedini çıkardı ve hiç bir sorgu sual olmadan önümde duran çakmağıma uzanıp aldı ve sigarasını yaktı. Bu hareketin beni ne kadar sinirlendirdiğini de biliyordu tabi ki. Her zaman stratejisi bu olmuştu zaten. Karşısındakini sinirlendirir, dengesini bozar ki; oyunun dengesini ve gidişatını kendi belirleyebilsin. İşin komik tarafı, bende hiç . . . → DEVAMI: Kahve, Sigara ve Tahmin oyunu..

Mental Teşekkür..

Bindik bi alamete, gedeyoz kıyamete..

Bir süre öncesine kadar kalemimdem, kağıdımdan, defterimden ayrılmam diyordum.. Hiç bir zaman kalemin kağıttaki gezintisinin ve verdiği pürüzlü hissin doluluğu ve doygunluğu keyboard’da hissedilmez diyordum.. İyi bok yiyordum! Bak paşa paşa geldik yine keyboard dövüyoruz!

Bir tanıdık demişti ki, yaz! Yoksa hiç olmadı..

Yazdım ama hep kendimin görebileceği veya ben izin verirsem başkalarının görebileceği şekilde ve yerlere..

N’oldu? Hayrını gördüm mü?

Nah gördüm afedersin!

En sonunda kafayı kırdım gittim bi blog açtım.. Verdiği . . . → DEVAMI: Mental Teşekkür..

123