Baba

Anneler gününde annemle ilgili yazıp, Babalar gününde hükümet gibi babamı es geçmek olmaz değil mi?

Bugün ne konuşuyorsam, ne öğrendiysem, ne biliyorsam yarısından fazlasını öğrenme yeteneğimi sağlayan adama ve kalan yarısını da öğreten ve bildiren adama borcumu nasıl ödeyeceğimi bilmiyorum.. Ama elimde böyle bir imkan varken burada kendisinden herhangi bir şekilde bahsetmemek herhalde büyük bir ayıp olur.. En azından borcumu ödemeye buradan başlayabilirim sanıyorum..

Şimdiye kadar babamın ağzından duyduğum en harika tavsiye ile başlamak isterim.. “Oğlum!” dedi bir gün . . . → DEVAMI: Baba

Kafa dinlemek

Cunda adasindan ve mobil olarak sesleniyorum size ey okuyucular! Ilk defa mobil olarak yaziyorum o yuzden turkce karakterlere ve ba$iniza gozunuze dikkat!

Ce$me, Bodrum, Antalya vs. yerlere gore bangir bangir muzik yerine dalga ve pancar motor balikci teknelerinin seslerinin hakim oldugu bir ortam burasi. Cocuklugumun yazlarinin buyukce bir bolumu burda gecmesine ragmen degerini yeni yeni bilmeye ba$ladigim bir yer..

Balik restoranlarinin gece sonundaki hesabi degil, bo$ meze tabagi masadan kalkarken damaginizdaki tadi merak ettikleri bir yer.. Sabah kahvaltisinda . . . → DEVAMI: Kafa dinlemek

Hikayelere zaman ayırmak..

Dün akşam Ezel dizisinde Ramiz Dayı’dan çok dikkat kesildiğim bir tespit geldi; “şimdiki gençlerin hikaye dinlemeye sabırları yok” gibisinden bir tespitti.. Yamuluyorsam düzeltin.

Fakat garip bir şekilde bu tespit bana çok doğru ve güncel geldi. Baghk yeğeen!! diye başlayıp insan doğasının çetrefilli derinlerine veya dalgalı yüzeylerine temas eden demeçleri yerine böylesine bir tespit daha çok hoşuma gitti. Çünkü içinde devasa boyutta bir ironi taşıyordu bu tespit.

Şimdiki gençlerin hikaye dinlemeye sabırları, zamanları yok diyor Ramiz Dayı ama belki de . . . → DEVAMI: Hikayelere zaman ayırmak..

Uyanmak ve ayılmak..

Yok arkadaş bu iş böyle gitmeyecek!

Bilgi, birikim ve tecrübe konusunda en küçük bir kırıntıya sahip olup bu zamanlarda kullanmamak artık israfa giriyor. Yazık oluyor bilgiye, tecrübeye, fikire ve düşünceye. Görebiliyor musunuz bunlara artık ne kadar zor ulaşabildiğimizi? Bütün dünya bilişim çağına girmiş koşarcasına adımlarla yarışı sürdürürken biz hala start’ı veren silahın sesini kendi kulaklarımızla değil gözümüze perdeler çeken kendi antrenörlerimizin badem bıyık filtreli ağızlarından duyma çabasındayız.

Artık bana da tak etti! Bu böyle yürümeyecek! Bir milletin aptal yerine . . . → DEVAMI: Uyanmak ve ayılmak..