12

Bence Sen Artık Git

Vaktimiz dolmadı mı?

Laftan mı anlamıyoruz, yoksa karakterler mi elvermiyor gitmeye? Nedir bu inadın enerjisi, mazotu?

Ne telefonumda bir numara, ne de bir mesaj uyarısı olarak görmek istemiyorum bazı şeyleri ve insanları. Gereksiz ve sinir bozucu mesajlar ve telefonlar sadece mobil hizmet operatörlerine mahsus değil. Yüz yüze saçmalıklar yetmiyormuş gibi uydusal bağlantılarla mı rahatsızlık verip arıza çıkaracağız artık? Zaten anonimlik, gizlilik ve mahremiyet teknolojik saçmalıkların ayakları altında “hoşgeldiniz” paspaslarına dönmüş. Hadi kendimi, kişiliğimi feda ettim diyelim, huzurumdan ne istiyorsun?

. . . → DEVAMI: Bence Sen Artık Git

Hani

Hani gelirler ya bazen Kapıdan, pencereden Sen arkana bakmıyorken

Davetsizler..

Gözünün hemen kenarında gibi Uzansan avuçlayabilirsin gibi Kaçıp duran

İstenmezler..

Geçmişin kuş tüyü rahatlığından tanıdık Umut dolu gelecekler vaadeden Davetkar ama keskin Çivi yataklar gibi

Rahatsızlıklar..

Sokağın köşesinde Gelişini bekler gibi Sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi

Yalanlar

Geldiler yine

Ne hoş geldiler Ne de kolayca çekip gidecekler..

Kokumu aldılar bir kere..

17 Yıl..

Bugün susamadım.. Susamazdım..

Olay olduğu sırada dünyadan bihaber bir çocuktum belki. Ev ve okul sınırları dışındaki dünya anne ve babamın sıkıca koruduğu bir bahçe gibiydi belki ama, şimdi çocuklar büyüdü, zihinler gelişti, akıllar çalışıyor..

Bugün 17 yıl geçti Madımak Oteli yangını üzerinden. Madımak katliamı, aydınlanma çabasına vurulan yobaz darbe, doğu medeniyetinden arta kalan bilgi ve birikimi savunma ve geliştirme konusunda gerek zorunluluktan gerek başka sebeplerden yalnız kalan yegane ülkenin göbeğindeki insanlık ayıbı..

Küçüktüm, Aziz Nesin’in bir kitabı hediye edildi. . . . → DEVAMI: 17 Yıl..

12