Aşktan Öte, Müzikten Irak..

Öncelikle herhangi başka bir şey söylemeden şunu belirtmeliyim.. Bu şarkı güzide ülkemde müzik anlayışının ne kadar çarpık bir şekilde ilerleyebildiğinin bir göstergesi olmuştur! Malesef! Malesef diyorum çünkü aslında neler neler hakediyor bu şarkı bence..

Gelin bunu size tarihsel şekilde kanıtlayayım..

Demir Demirkan 2008 yazında bir albüm çıkardı. Adı “Yolun Yarısı” idi. Buyrun albüm kapağı sağınızda.

Albümün içeriğine baktığımızda ne görüyoruz? Aşktan Öte adlı parça bu albümdeymiş! Bakın şarkının sözlerine buyurun;

Düşelim cennetten yeryüzü oyununa
Danalım sarhoşken şu aşkın yalanına
Gireceksek girelim gel kız günaha
Öleceksek ölelim şimdi şuracıkta

Yağmura, buluta, yıldıza, aya
Kara toprağa, düşen yaprağa sor
Var mı aşktan öte
Nemli saçlarına, nefes nefesine
Şu çırılçıplak kıvrılan beline sor
Var mı aşktan öte
Varsa sen söyle

Düşelim cennetten yeryüzü yalanına
Girelim sarhoşken şu aşkın koynuna
Gireceksek girelim gel kız günaha
Öleceksek ölelim şimdi şuracıkta

Fakat Demir Demirkan abimiz, evlilik(ler)i, bar çıkışlarındaki magazin malzemeleri veya buna benzer magazinsel çabaların yardımıyla albüm satan veya konser veren bir abimiz değil. (Allaha çok şükür!) Onun yerine Demir abimiz virtüöz niteliğiyle çaldığı gitarıyla, yaptığı müzikle ve sadece bunlarla bilinmek ve bunları devam ettirmek isteyen bir abimiz. Ha bir de.. Hatırlatmak gerekebilir.. Eurovision’da Türkiye tarihini yazan şarkı olan “Everyway That I Can” şarkısının bestesi bizzat kendisine aittir. Yani başarısız sayılmaz Demir Demirkan.

Aklıma gelmişken, yurtdışında en çok satan Türk Rock(Metal) grubunun (Pentagram) solo gitaristliğini de yapmıştır kendisi.

Dünyanın en prestijli gitar eğitim kurumlarından biri olan bir Amerikan Üniversitesinden mezuniyeti,

White Lion isimli efsane rock grubu yıllar sonra tekrar dünya turnesine çıkacağı zaman gitarist eksik kalınca Demir Demirkan’ın çağırılması,

falan filanlar da cabası!

Yani adam Türkiye’nin en sağlam müzik adamlarından biri.

Konumuza dönersek.. Demir abimiz böylesine başarılarının sığdırıldığı ve halen fiilen devam eden müzik hayatın içerisinde bir albüm çıkarıyor 2008 yılında. Albüm aslında bayağa esaslı! Tarz olarak benzer albümlerin intihara sürükleyecek derecede bayıcı olacağı bir tarzda, dünyada sadece Bruce Springsteen denen ustanın kotarabildiği bir tarzda albüm çıkarıp, bir de üstüne utanmadan güzel yapmış! Albüm çıktığı zaman, discman’imi tozlu köşelerden çıkarıp tekrar yanımda taşımaya başlamıştım. Öylesine sağlamdı!

Fakat albüm tabi ki de ne hakkettiği reklamı ne de hakkettiği övgüyü alamıyor. Neden mi?

Çünkü albüm yaz başı çıktı! Aynı dönemde bir düşünün bakalım kimlerin de albümü çıkıyor. Karpuz kabuğu takvimine bağlı Serdar Ortaç olabilir mi? Müzik konusundaki eğitimini müziksel enstrümanlar yerine stüdyo bilgisayarları başında alan başka bazı isimler mi desem? Hande Yener? Demet Akalın?

Ben bu “sanatçı”ları sevmem arkadaş.. Ama insanları kötülemiyorum. Onların tarzını ya da müziğini beğenmek zorunda değilim o kadar. Onların da beni tanısalar çok seveceklerini zannetmiyorum. Tek problemim; bu insanların müzik kisvesi, sanat kisvesi altında yaptıkları şeylerin gerçek müzikten çok uzak düşmesi ve gerçek müzik yapanları uzağa düşürmeleri.

Müzik, bir enstrüman veya ses ile yapıldığında müziktir. Parlayıp sönen ışıklar altında, kronik bir karın ağrısı tarafından acımasız bir saldırıya uğramışçasına yapılan danslar ile müzik yapılmaz. Bilgisayarların ve efektlerinin hunharca saldırıları ile değiştirilen sesler müzik değil, gürültüdür!

İşte bu kuru gürültü içerisinde Demir Demirkan’ın albümünün sesi boğulup gitmişti.

Sonra bütün yaz heyecanı ve magazini dinince ve aradan nerdeyse iki yıl geçince Demir Abimiz “Öfkem ve Ben” diye single’lardan oluşan bir albüm çıkardı. Bu albümün içine de Aşktan Öte’nin iki farklı versiyonunu koydu. Bakın dikkat edin. Farklı versiyon derken bilgisayar davullarının tonunun değiştirildiği veya nakaratın çekmeyen cep telefonuyla konuşmaya çalışırmış gibi söylenmesi şeklinde bir farklı versiyon değil. Bayağa bildiğin farklı gitarlar, davullar, perküsyonlar falan. Bu albüm de reklam olmadı. Popüler olmadı. Ya da doğru bir deyişle; Demet Akalın’ın kocasının gafları bu albümden daha fazla itibar aldı. Bravo!

Fakat sonra hiç beklenmeyen bir şey oldu! Demir Demirkan Okan Bayülgen’in programına çıktı ve bu şarkıyı söyledi. Artık bu son çare şeklinde bir etki yaratmış oldu.

2 sene önce albüm çıktığında Demir Demirkan desen BBG yarışmacısı zannedecek olan insanlar bile net ortamlarında “Aşktan Öte müqemmel olmush yea!!11″ diye şeyler yazmaya başladılar!

Len montofol! O şarkı 2 sene önce de mükemmeldi. O zaman da mükemmel olmuştu! Ama sen o sırada “Hayaaaaaaat beni neden gerdiriyosaaaaan!!” diye böğürüyor veya “457078 tane dansöz” diye yersiz bir nüfus sayımı yapıyodun!

Yerim senin müzik kültürünü!

Evet önyargılıyım! Evet Rock, Alternatif, Klasik ve Metal müziğin daha üstün olduğunu düşünüyorum. Benim lafım, zamanında adını sanını bilmedikleri adamları tesadüfen keşfedince sanki adamın yazdığı sözler onların senelerdir söylediği şeylermiş gibi üstlenenlere! Benim lafım Karbuz Kabuğu istikrarında albüm çıkaran adamları Türkiye’nin en iyi müzisyeni olarak görürken, bir kaç haftalığına dededen Rockçı takılanlara!Benim lafım gitar görse bomba diye karakola götürecek olmasına rağmen “sanatçı” sıfatını kendilerine hak görenlere!

Aşktan öte, müzikten ırak, benden ayrı, allaha yakın kalın!

Hoşçakalın!