Confusion

King Crimson’ın şaheseri Epitaph vardır. Bazılarınız bunu restoranlarda yemek sırasında fonda tatlı tatlı sesi kısılmış şekilde Hotel Califronia’dan önce çalan şarkı olarak bilebilir. Eğer o şekilde biliyorsanız bu yazıda spoiler veriyor olacağım bence yazıyı okumadan önce dinleyip gelin.

Epitaph ve King Crimson Senfonik Rock ve Progressive Rock alanlarında birer küçük(!) kilometre taşlarıdır. Epitaph sözleriyle destanları aratmayan hikayeler imgelendirirken, King Crimson da Progresif müziğe gönül veren herhangi bir sanatçının değinmeden geçerse çarmıha gerilmesine sebep olacak olan gruptur.

Bütün bunlar bir tür hafif girişti. Asıl konumuz Epitaph’ın sözlerinden beri gelen durumların göbeğinde süren zamanlarımın anlatılması.

Öncelikle; Epitaph mezar taşı yazısı demektir. Bunu bir bildirelim. Sonra da sözleri verelim ki bir anlam ifade etsin değil mi?

The wall on which the prophets wrote
is cracking at the seams.
Upon the instruments of death
the sunlight brightly gleams.
When every man is torn apart
with nightmares and with dreams,
will no one lay the laurel wreath
when silence drowns the screams.

Between the iron gates of fate,
the seeds of time were sown,
and watered by the deeds of those
who know and who are known;
knowledge is a deadly friend
if no one sets the rules.
The fate of all mankind I see
is in the hands of fools.

Confusion will be my epitaph.
As I crawl a cracked and broken path
if we make it we can all sit back
and laugh.
But I fear tomorrow I’ll be crying,
yes I fear tomorrow I’ll be crying.

Confusion will be my epitaph” ile başlamak istiyorum!

Hanginiz veya kaçınız mezar taşında yazacak şeyi düşünmüştür veya aklınıza bile gelmiş midir bilemem ama benim bir aralar bayağı kafamı yormuştu. İnsan hayatının özetini yapabilir mi? gibisinden bir soruya denk düşmekte bu. Onun yerine kısa kısa dönemlerin özetlerini yapan cümleler veya kelimeler düşünmeye başladım. Bu blog da zaten benzer fikirlerimin bir araya gelmesi ile oluşan periyodik bir fikir ve dışa-vurum aracından başka bir şey değil.

Son zamanların özetini geçmek gerekirse, şarkı harika beceriyor bu işi. Confusion! Kafa karışıklığından başka bir şey değil son zamanların özeti. Benim bilmediğim ve göremediğim kulplar varmış gibi hissediyorum çeşitli yerlerimde. Kafam falan da buna dahil ama. Birileri oradan buradan tutup kavrayıp, oraya buraya çekiyor ve benim dengem de dahil olmak üzere bütün her şeyim karışıp bozuluyor. Fakat bu çekiştirme koşuşturma değil, insanların kendisi yaratıyor karışıklığı. Bir öyle bir böyle görünenler, bir öyle bir böyle diyenler, sağ gösterip kafa atanlar, öpmeye yaklaşıp tükürenler falan.. Anlayamıyorum son günlerde insanları. Sıcaktan mıdır? Tatil rehavetinden midir? Oruç mu başa vurdu? Gerçekten bilmiyorum!

Bazı standartlara göre hareket ederim herkese karşı. Bir çoğunun huyunu suyunu bilerek davranırım. Kendilerinin zamanında hissettirdiği veya tanıttığı bazı kuralları vardır ve ben bunların hepsine azami saygı duyarak hareket etmeye çalışırım. Beceremediğim yerde de potumu kırar paşa paşa kıçımı döner giderim. Bazı durumlar olmaya başladı, kural mural kalmamış. Herkeste bir garip değişiklik. Alışık olmadığım tepkiler falan filan bütün şirazemi kaydırdı.

Bakmayın böyle bahsettiğime aslında çok yeni olaylar değil bunlar. Bazıları uzunca bazıları ise çook uzunca bir sürenin birikimi ile en sonunda artık burnuma kadar geldi dedirten durumlar. Öğrenmiş ayarlanmış hissettiğim bir çok önemli konu bir anda U-dönüşleri yapmaya başlayınca insanın ayakları birbirine dolanıyor ister istemez. Bu dönüşlerin hepsinden sonra da burnum yere sürtmüş bir şekilde ayağa kalkmak canımı acıtmaya başladı artık.

Bak ne diyor güzelim şarkı; “knowledge is a deadly friend, if no one sets the rules.” Biliyordum, bildiğimi sanıyormuşum. Bildiğimi sanıyordum, yanlış biliyormuşum. Tekrar öğrendim, düzelttim zannettim, sadece zannediyormuşum. Son güncellemeyi yaptım zannederken bütün kurallar ve bilgiler yeniden oluşturuluyor ve kimsenin bir düzen veya sisteme bağlı veya sadık kaldığı yok. Mutlak bir kaos içinde karşı yönden gelen ağır vasıtaların camlarına sinek gibi yapışmamak için ebedi bir slaloma girmiş gibiyiz. Kapalı kutuların etrafında “aman rahatsız etmeyelim de patlamasın”diye diye parmak uçlarımızda tedirgin tedirgin yürüyoruz. Kim kapattı kutuları, niye kapattı, açıp ta öğrensek ne kadar büyük bir problem olur acaba bilmiyoruz. Soramıyoruz da anasını satayım!

Fakat bazı cevaplar istiyorum artık! Hor kullanılmış bir pinpon topuna döndüm ve sanki ben çatlak vermesem kimsenin duracağı yok. Çatlağı ne şekilde ve ne zaman vereceğim konusunda kesin bir şekil ve zaman belirlemiş değilim fakat yakındır. (Taş çatlasa 1-2 hafta)

The fate of all mankind I see is in the hands of fools” bölümü ile devam etmek istiyorum. Siyasi yansımaları göndermeleri falan bir kenara bırakın. Alakası olmayacak benim bahsedeceklerimle. Burada biraz daha derin düşünmek gerektiğine inanıyorum. İnsanlığın kaderi derken insanların kendi kaderlerinden bahsedildiğini düşünerek yorumluyorum. Etrafımda saçmalayan çok insan olmaya başladı. Arkadaşlarım, dostlarım falan değil! İş yaptığım insanlar, iş yaptırdığım insanlar, trafikteki bazı insan görünümlüler, iki ayakları üzerinde durmaları mucize olmasına rağmen yürümeyi başaran garip yaratıkımsılar falan. Fena sinirliyim, fena doluyum nispeten kolay sinirleniyor olabilirim ama bazı şeyler gördüm, yaşadım bu kadar da olmaz dedirtmeden dalasım geliyor kafa göz! Kime ve nereye patlayacak bilmiyorum.. Çok sevdiğim bir arkadaşımdan alıntı yapmak gerekirse “o’na yazık, buna yazık ama hep bana giriyor kazık!” durumu olmaz inşallah! Yine kazık bana girecek gibi olursa çevirip başkasına sokacağım kesin! Masum, suçlu ayırımı da yapmayacağım hakkaten yazık olacak!

Sonuç;

Can sıkkın, hava sıcak, kafa karışık, hayat zor..

Eğlence için saçmalayarak, serinlik için amaçsızca aranarak, saflıktan duruluktan ne kadar uzak durursak o kadar iyi olur denerek, hayatı kolaylaştırmaktan başka her şeyde başarılı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Aferin hepimize! Madalya verecekler, bayinizden istemeyi uutmayın!

Confusion will be my epitaph! Vallaha!