J. R. R. Tolkien (İyi ki doğdun panpa!)

Öncelikle yazıma şu gerçeğe değinerek başlamak istiyorum: Adınız ve Soyadınız arasında iki tane R harfi yaratacak isimleriniz yoksa ve fantastik edebiyat konusunda bir kariyer hedefliyorsanız, kendinizi ve yeteneklerinizi geliştirmeden önce iki tane R’li isim edinip isminizin orta mahalline bir yere ekleştirin. Yoksa ağzınızla ejderha tutsanız da fark etmez.

Naalakası var? Diyorsanız… Fantastik edebiyat tarihinin en önemli ve başarılı iki yazarı: J. R. R. Tolkien ve George R. R. Martin…

George RR Martin hakkında söyleyecek çok şeyim var tabi ama bu yazının konusu değil. Bu yazının konusu Tolkien.

Kendisinin tam adı John Ronald Reuel Tolkien dir. Ortadaki iki R’li isimlerin kendisine doğumu ve vaftizi sırasında mı verildiği yoksa öngörüsünün efsane derecede olmasından dolayı kimse bakmıyorken 6 yaşında nüfusuna mı işlediği tartışmasında tatmin edici bir sonuca ulaşılamamıştır. İsminin üzerine tıkladığınız zaman ulaşabileceğiniz wikipedia sayfasında gerekli bütün akademik ve teknik bilgiler olduğu için tutup da burada tekrarlamayacağım.

Kendisi 3 Ocak doğumlu olduğu için bu yazıyı yazıyorum. Dün üstadın doğum günüydü. Ancak asıl önemli olan Tolkien’in doğum gününün sadece kendisinin değil, aynı zamanda hayalgücünün kuvvetinin de doğum günü olması.

Dünya insanları Tolkien sayesinde hayalgücü denen şeyin gerçekten bir “güç” olduğunu keşfetti.

Tolkien sayesinde öğrendik ki; yaratmak, bir ağacı veya bir silindir metal parçasını testere tornadan geçirip “bakın! çiçek yaptım! Bakın! Böcek yaptım!” demekten fazlaymış. Tolkien sayesinde öğrendik ki; gerçek üstü konuları anlatırken de edebiyata yakışır bir dil kullanımı sergilenebiliyormuş. Tolkien sayesinde öğrendik ki; ölümsüzlük, şehir meydanları için biçimlendirilmiş taş parçalarını korumak ve çoğaltmak ile değil, insanların akıllarında kalıcı yer etmek ile oluyormuş. (Bu konuyu Barış Manço’dan da öğrendik tabi ama Tolkien biraz daha önce davrandığı için onu geçerli sayalım) Tolkien sayesinde öğrendik ki; mükemmel hikayeler yaratmak için soylu, siyasi veya üstün sebepler gerekli değilmiş. Çocuklarına anlatacak gece hikayeleri için yarattığı şeylerin ne hallere geldiğini anlatmama gerek yok sanırım. Tolkien sayesinde öğrendik ki; kusursuzluk çabası materyel konular için nafile. Nitekim kusursuz olarak yarattığı dünyanın maddi şekilde gözlerimizin önüne gelişinde eksiklikler vardı :) (Tom Bombadil konusuna girersem bu sene toparlayamam) Tolkien sayesinde öğrendik ki; engellerin en zorlarına, düşmanların en kuvvetlilerine kafa tutabilmek için en gerekli silahlar iradeymiş, karaktermiş.

Sona sakladığım bir iki tane daha kaldı:

1- Tolkien sayesinde öğrendik ki; iyi fantastik edebiyat yazmak için ejderhalar o kadar da zorunlu değilmiş! :) (duydun mu la George!?) ((Tabi bu önerme Yüzüklerin Efendisi üçlemesi için geçerlidir))

2-  Tolkien sayesinde öğrendik ki; fantastik edebiyat yazarı olmak gerçek hayatla ilgisiz ve kopuk olmak demek değilmiş. Kendisinin siyasi görüşü hakkında bir kuple alıntı yapalım:

Government is an abstract noun meaning the art and process of governing and it should be an offence to write it with a capital G or so to refer to people.

Çevirisi: Yönetim (aslında Hükümet demek gerek ama cümle anlamına uymuyor) yönetme usulü ve şeklini anlatan soyut bir kavramdır (isimdir) ve büyük Y (veya H) ile yazmak ve insanlara (millete) atfederek kullanmak suç olmalıdır.

Neymiş?..  Efsanelik insana Kinder sürpriz yumurtadan çıkmazmış!

Daha bir çok şeyi söyleyebilirim ama bencilliğe gerek yok. Siz ne öğrendiniz acaba tolkien sayesinde, bir düşünün bakalım :)