Bindik bi alamete, gedeyoz kıyamete..
Bir süre öncesine kadar kalemimdem, kağıdımdan, defterimden ayrılmam diyordum.. Hiç bir zaman kalemin kağıttaki gezintisinin ve verdiği pürüzlü hissin doluluğu ve doygunluğu keyboard’da hissedilmez diyordum.. İyi bok yiyordum! Bak paşa paşa geldik yine keyboard dövüyoruz!
Bir tanıdık demişti ki, yaz! Yoksa hiç olmadı..
Yazdım ama hep kendimin görebileceği veya ben izin verirsem başkalarının görebileceği şekilde ve yerlere..
N’oldu? Hayrını gördüm mü?
Nah gördüm afedersin!
En sonunda kafayı kırdım gittim bi blog açtım.. Verdiği kısıtlı özgürlüğü beğenmedim..
Başka bi blog’a geçtim.. Baktım yine kısıtlamalar falan filan.. Dizaynıydı, zartıydı küreğiydi falan..
Daha da kırdım kafayı.. Gittim aldım kendi adresimi!
Ana! Bi baktım iş öyle bitmiyomuş.. Hal böyle olunca “bir bilene danış”mak lazım dedim.. Danıştım!
İşte bu yazı teşekkür yazısıdır o danışmanlığın..
Mental Masturbasyon ya da bazılarımızın bildiği şekliyle MeGu olmasaydı bu sayfa benim istediğim şekilde ve benim istediğim düzende olmayacaktı..
Adamın yarım gün boyunca başına ekşidim.. Aradım, mesaj attım, arıza yaptım.. Sabırlı adammış vesselam!
Ama sonunda ben de siteme kavuştum
Size bunu böyle bir şekilde, buradan anlatabiliyorsam kendisine teşekkür etmek gerekir.. Ediyorum işte!
Sağolasın mirim!
Millet teşekkürü buradan “görsün”
Ben sana Cunda’da bilahare teşekkür ederim
Öptüm hepinizi!







Sosyal Medya Takip Şeysi